12 Nisan 2013 Cuma
Şikeci Fenerbahçe Uefa kupasında yarı finalde,temiz olan rakibi nerede ?
2010-2011 sezonunun olay takımı Fenerbahçe o gün bugün belini doğrultamıyor.Türkiye'de gündemin başına oturan "şike" soruşturması sonucunda Türk futbolunun yegane şike yapan takımı Fenerbahçe işlemiş olduğu günahın bedelini her geçen gün daha ağır bir şekilde ödemeye devam ediyor.Hatırlanacağı üzre o sezon başta rakipleri Galatasaray,Beşiktaş ve diğer 13 süper lig takımını şike ve teşvik primi vererek şampiyonluğa uzanan Fenerbahçe,tüm rakiplerini silindir gibi ezen hatta yanlarından geçtikleri futbolcuyu rüzgarı ile deviren (!) Trabzonspor'un önünde şampiyon olarak tamamlamıştı.
İşin yargı boyutuna hiç değinmeyeceğim çünkü o süreci 7 den 70'e herkes çok iyi takip etti.Bu olayların devamında CL'ye gönderilmeyen ve yaşatılan kaos nedeniyle kulüpte kalmanın kariyerleri adına sıkıntı yaratacağını düşünen futbolcular birer birer başka kulüplerin yolunu tuttular.Hele hele bir Emenike diye bir adam var ki Fenerbahçe'ye imza attığına pişman edilmiş ve adam kaçarcasına Rusya'nın yolunu tutmuştur.
Fenerbahçe, takım için hayati değerde 5 futbolcusundan olmuş,yöneticileri tutuklanmıştır.Federasyon yönetimi "bu Fenerbahçe'ye şimdilik ceza vermeye küme düşürmeye gerek yok zaten kendileri düşecektir" diyerek aynı zamanda naklen yayın geliri ile varlıklarını sürdürebilen diğer kulüpleri de düşünerek ceza konusunu yargının nihai kararına endekslemiştir.
2011-2012 sezonuna geldiğimizde "alışmış kudurmuştan beterdir" sözünü ispatlamak istercesine Fenerbahçe şike yapmaya devam etmiş ancak bu kez sahasında oynadığı son maçta rakibi ile berabere kalarak ikincilikle yetinmek zorunda kalmıştır.Şikenin mimarı Fenerbahçe yönetimi bu sezon da boş durmamış bu kez 30 yıldır alınamayan Türkiye kupasını müzesine götürerek sezonu boş geçirmemiştir. Tabi bu sezon içinde meydana gelen olayları,her maç öncesi gazetelerin en üst kısmındaki alevli topları,rakibin kazandığı penaltıları,alıpta çekmediği cezaları yazmayacağım çünkü Fenerbahçe şikecidir hak etmiştir.
Ve derken 2012-2013 sezonu gelir.Şikeci Fenerbahçe kaldığı yerden devam etmektedir.
Ligde şikenin alasını yapıp 70 milyonun gözünün içine bakarak neredeyse tüm rakiplerini "şike şike" nidaları arasında götürmekte ve bu çirkin tecavüz tüm spor branşlarında devam etmektedir.Lig maratonunu Halis Özkahya,Fırat Aydınus,Cüneyt Çakır gibi işinin ehli hakemler sayesinde üst sıralarda tutunarak sürdüren ve Lig ile yetinmeyen şikeci Fenerbahçe aynı zamanda Türkiye kupası ve Uefa kupasına da saldırıyor orada da Lütfi,İlhan ve İnfantino isimli kankaları sayesinde yarı finale kadar ilerliyor.
Bugün Fenerbahçe Uefa kupasında finale kalma adına Benfica ile eşleşti.Dedik ya alışmış kudurmuştan beterdir diye. Orada da yaptı yapacağını "şike şike" oraya kadar geldi.2010-2011 sezonunda şampiyonluk için yarıştığı rakibi mi ? Onu ne siz sorun ne ben söyliyeyim.Onlar da Orduspor ile kapışıyorlar .Tabi hedefleri bu kez biraz farklı .Bu maç onlar için hayati önemde çünkü Orduspor yenerse PTT liginin çekim alanına girecekler.
Adalet her zaman adliyelerin soğuk koridorlarında tecelli etmeyebilir. Anlama kapasitesi olanlar,inancı bütün, imanı sağlam olanlar bilirler ki İLAHİ ADALET diye birşey var. Ve onun ille de ahiret gününe kalmayacağını Fenerbahçe cümle aleme gösteriyor.
1 Mart 2013 Cuma
BU ŞAPKADAN TAVŞAN ÇIKMAZ USTA !
Okul çağında çocuğu olanlar bilecektir.Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilerin tüm sorunlarını bir bir çözdükten sonra kalan tek sorun olarak öğrencilerin kılık kıyafetine de el atmış ve sınıfları rengarenk elbiseleri ile dolduran çiçek çocuklarla doldurmuştur.
Ne güzel değil mi ?
Afedersiniz de bu serbestiyete gerekçeniz nedir ? Savunabileceğiniz en geçerli neden öğrencinin psikolojik durumuna etki etmekse kabul edebilirim. Ancak bu uygulamanın öğrencinin psikolojisini olumsuz yönde bozduğunu anlamak için tıp doktoru olmaya gerek olmadığını orta düzeyde zekaya sahip tüm vatandaşlar rahatlıkla söyleyebilir.
Okul saati yaklaştığında evde bir türlü ne giyeceğine karar veremeyen öğrenciler olduğu gibi fazla seçeneği olmayan ve iki pantolon iki gömlekten başka bir şansı olmayan öğrencinin yaşadığı sıkıntıyı, içinde bulunduğu
halet-i ruhiye'yi izah edebilecek bir babayiğit var mı acaba o koskoca bakanlık koridorlarında.
Milli Eğitim bakanı değişip yeni bakanımız sn.Nabi AVCI " kılık kıyafet uygulamasını yeniden değerlendireceğiz" dediğinde doğrusu biraz umutlanmış bu yanlıştan dönüleceğini düşünmüştük.Çünkü milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren bu durum çıkış noktası,amacı ne olursa olsun öğrencileri olumsuz yönde etkiliyordu .
Ancak bakanın bu açıklamasına rağmen okullardaki uygulamanın aynen devam etmesi zihinlere başka soruları beraberinde getirdi. Ya sayın bakan samimiyetle bu bu açıklamayı yaptı (biraz acele etti ) ya da halk arasında yükselen sesleri yumuşatma amacıyla söylenmiş bir sözdü.
Durun şimdi asıl konuya geliyorum.
İlçe milli eğitim müdürlüğü arıyorsunuz bu uygulama yasal değil konu ile alakalı elinizde resmi bir yazı yok diyorsunuz "aksini savunacak bir yazı da yok " deniliyor.İl milli eğitim müdürlüğünü arıyorsunuz mevcut durumu,okullarda yaşanan (okul ismi verilerek) sıkıntıları dile getiriyorsunuz oradan da aldığınız cevap aynı
" öğrencinin okula sivil gelmesinde bir engel yok"
Demek ki durumdan rahatsız olan sadece sayın bakanımızmış !
Eh ne de olsa serbestiyet var kimi tayt giyer gelir kimi şort gün gelir kızın birisi de okula çarşafla gelir.Kim karışabilir tayt şort serbest çarşaf yasak yok öyle dava !
Sihirbazlar şapkadan tavşan çıkarmakla ünlenmişlerdir ama bu şapkadan çıksa çıksa çarşaf çıkar cüppe çıkar
bu da böyle biline...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)